Türk Edebiyatında Hiciv ve Methiye


Türk edebiyatında hiciv, taşlama adıyla da görülen bir yergi nazım türüdür. Halk edebiyatımızda da bir hayli fazla örnekleri bulunan hicviye yahut taşlama, Türk edebiyatında ileri bir boyut kazanmış olmakla beraber objektif bir tarafla bakıldığında bile, neredeyse dünyanın en iyi taşlamalarının Türk beşiğinde doğmuş olduğu görülür. Biz bu yazıda Divan Edebiyatı’nı temel alarak edebiyatımızdaki hicviye ve methiye örneklerini teşkil eden bir durumda bulunacağız. Türk edebiyatı günümüzde bölümlere ayrılmıştır. Bu ayrımı yapan kişi merhum Fuat Köprülü’dür. Müfredat temel alınarak bakıldığında Türk edebiyatının en uzun soluklu ve en bol örneklerini gördüğümüz bölüm, herkesin bildiği adıyla Divan Edebiyatı’dır. Bu bölüme birden çok isimler verilmiştir. Misal olarak bu döneme Eski Türk Edebiyatı dendiğini de belirtelim.
 Divan Edebiyatı’nda methiye ve hicviye adıyla kullanılan iki nazım türü vardır. Bu iki nazım türünde şairler bir kimseyi övmekten göklere çıkardıkları gibi, yermekten de yerin dibine sokarlar. Bu nazım türlerinin bir tanesi olan methiye, bir kimseyi övmek için yazılır. İki türlüdür:
1-      Padişah, vezir, şeyhülislam gibi yaşayan devlet büyükleri için yazılanlar.
2-      Dört halife ve başka din ve tarikat uluları için yazılanlar.                                                                             
Dört halife için yazılan methiyelere medh-i çihâr-yâr-ı güzîn denir. Methiyeler genellikle kaside biçimiyle yazılır. Aşağıya ise müseddes-i mütekerrir(altılı, nakaratlı) bir bir türde yazılmış bir methiyeden küçük bir bölüm bırakacağız. Bu methiye İsmail-i Ankaravî için Esrar Dede tarafından yazılmıştır.
 Ey şeyh-i şüyûh sırr-ı min-Alâh için olsun
Şanında olan himmet-i her-gâh için olsun
Hâkim nazar et pîr-i felek-câh için olsun
Yâ Hazret-i Şârih meded Allâh için olsun
Şerh eyle benim sadrımı bir âh için olsun

şeklinde devam eden bir methiyedir.  Muhtevamızın ikincisi olan hicviye ise bir kimseyi yermek amacıyla yazılır. Methiyede olduğu gibi abartılı bir üslup kullanılarak gerçekle alakası olmayan cihetlerle yerin dibine batırılır. Divan Edebiyatı’nda hiciv üstadı Sihâ-mı Kazâ’sı ile meşhur Nef’i’dir. Aşağıya Nef’i’nin Gürcü Mehmet Paşa hakkında yazdığı 34 beyitlik bir hicvin sadece on beytini vermekle iktifa edeceğiz.
 Gürc-i hınzır samsun-ı muazzam a köpek
Kandasın kanda nigeh-bâni-i âlem a köpek
 Pây-mâl eylediniz saltanatın ırzını hep
Yok yere oldu telef ol kadar âdem a köpek
Sen kadar düşmen-i devlet mi olur hınzır
Ne durur saltanatın sâhibi bilmem a köpek
 Add olunsa eğer esbâb-ı nizâm-ı devlet
Seni katl eylemedir cümleden akdem a köpek
 Ehl-i dil düşmanı din yoksulu bir mel’unsun
Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek
 Sende İslâm eseri olsa eğer zerre kadar
Eylemezdin Alaman-zâdeyi hem-dem a köpek
 Bu kadar cürm ile sen sağ olasın da yine ben
Vâcibü’l-katl olam ey bahtek-i azlem a köpek
 Hele bu hükme gâvur kadısı olmaz râzî
Kanda kaldı ki müselmân-ı müsellem a köpek
 Hak götürdü arabı gitti hele dünyâdan
Kim götürse akabince seni bilsem a köpek
 Sonra duydum seni ol fâhişe kişkirdiğini
Hak belâsın vere ol fâhişeye hem a köpek
 a köpek redifli bu hiciv, 80 yaşından sonra baş vezir olan Gürcü Mehmet Paşa’ya yazılmış olup kendisini rezil etmiştir. Nef’i ise hicviyelerinin sonucunda bedelini canıyla ödemiştir. Ne diyelim, Tanrı esenlik eylesin.
(08.03.2020/Selçuklu)

Eren Coşkun
      x

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ziya Gökalp’ın Sanat Şiiri Üzerine Bir Tahlil Denemesi

Peyami Safa'nın Fatih Harbiye Adlı Romanı Üzerine Bir Tahlil Denemesi

Halk Hikâyelerinin Motif Yapılarına Göre Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu'nun İncelemesi