Kayıtlar

Adsız

Fıtrattan hoş geliyor o nazenin gözlerin, Sırattan keskindir, dil kımıldatan sözlerin.   Candan mı usandırır edaların nazların? Hangi gün çalınacak duvaklıyken sazların?   Edibane serilmiş halılarda dizlerin, Ne zaman teşrif eder hanesinde bizlerin?   Elbisenden saçılan mis kokulu tozların, Uyandırır düşten ışığı yakamozların.   Bulunmaz ki sende şu cihandaki kızların, Bayağılığı şehirdeki tüm ıssızların.   Ah! Kırılsa, yok olsa inadından buzların, Kıymeti mi kalır o şiirin, aruzların.   Sevdanı anlattığım yüz bin küsur tezlerin, Seni benden ayıran bu sugötürmezlerin.   Yaprakları yerlerde gezinen son güzlerin, Dökülmez tek parçası güldü mü o yüzlerin.

Yüzüncü Yıl Marşı

  Yüce Türk milletinin mukaddes vatanı Türkiye Cumhuriyeti’nin 100.yılına…   Kalbimiz seninle tatmış bu duyguyu, Gönüllerde nida: Neredesin paşa? Minnet aratmakta ebedî yabguyu! Vatan! Yüz yıl değil yüzyıllarca yaşa!   Koca cumhuriyet, bizlere emanet, Sanırsın Türklüğe imzalattık senet, Hakla gösteririz batıla metanet! Vatan! Yüz yıl değil yüzyıllarca yaşa!   Dokuduk, ilmek ilmek çağdaş irfanı, Sanki medeniyet, Türklüğün imanı, Her nefeste bizler anarız Turan’ı, Vatan! Yüz yıl değil yüzyıllarca yaşa!   Ardında bıraktın ihtişamlı mazi, Işık tuttun yola, ey koca Gazi! Binlerce seneye haykırdın farazi: Vatan! Yüz yıl değil yüzyıllarca yaşa!   Helaldir fenalık edene kinimiz, İntikam, işte budur diğer dinimiz, Gür sesle çığırır şaman kâhinimiz: Vatan! Yüz yıl değil yüzyıllarca yaşa!

Al Bayraktan Gök Bayrağa

Gözlerin kanlanmasına sebeptir istikbal, Medet! Bitsin bu eziyet, bitsin bu esaret!   On binlerce yıllık mefahiridir istiklal Mazinin ve atinin yarattığı bu celal Türklüğe getirecek koskoca bir ihtilal Gözlerin kanlanmasına sebeptir istikbal.   Akıp giden hayatta nerede ki bu kıymet? Gönüllerde bir dua: yalnız Türk’e selamet! Ulu Tanrı bizlere yine asrısaadet! Medet! Bitsin bu eziyet, bitsin bu esaret!

Kahraman Mehmet'e

Bulundu mu âlemde eşin geçse de yüzyıl? Yiğitliğini ölçemez ne mantık ne akıl. Harp mi gördün destan mı söylesene ey boğaz! Türk’ün şanlı mazisine bir satır sen de yaz!   Yüz bin sene geçse de unutmaz Türk evladı, Senin birce zerrenden geliyor o fıtratı. Akın akın gelse de düşmanın her birisi, Mehmet can düşünür mü? Namusudur berisi!   Süngüleri ucuna takılmış bir mavzerin, Üstünde olduğumuz herhangi bir eyerin, Karşısında ne zaman durabildi bu cihan? Tarihin tekerrürü edildi yine ilan…   Mavi denize gömdün Avrupa’nın piçini, Geçirdin kafasına Anadolu çekicini. Yüzyıllarca öteden ruhunuza rahmetler, Göğsümüzü kabartan hatırana hürmetler.

Sinan Ateş'e Ağıt

Bulutların tepesinde Imıl ımıl gezer ateş. Hainlerin ensesinde İhaneti sezer ateş! Uçmak ona selam versin, Tanrı nimetleri sersin. Türklüğün gözünde fersin. Işık olur yanar ateş!   Kalem tutan kutlu eli, Korkuttu yedi düveli. Gafletteki bin temeli, Günü gelir sarar ateş.   Sığınacak yoktur liman. Ülkümüzün hâli viran… Halaskârı biziz Sinan! Göğsümüzü gerer ateş.   Mefkûremiz diye diye, Yaptılar bize takiye. Bir babaya kıymak niye? Kor gibiydi söner ateş.   Korkma, diner bu ağrı. Yapar nesillere çağrı, Kara haber yaktı bağrı. İşte geçer gider ateş.  03.01.2023              

Atsız'a Ağıt

“Ölüm vardır mazide,  mutluluklar pek yoktur.” Oysa bütün kutlular mazide de pek çoktur. Bir ülkünün izinde nice çehre kararır, Asırlar da geçse ismi elbet duyurulur. Tahkire uğrasa da kahramandır bir adsız, Adı yoksa ad yapar kendine onu Atsız! Tanrı’nın bir buyruğu olsa da kutlu ölüm, Bazıları giderken yüreğe atar düğüm. “Şahsiyet abidesi” diye denmez boşuna, Biz ülküyü andıkça gidiyordur hoşuna… Sis’ten unutmadığımız fahişe İstanbul, Bir er yatırır koynunda, gel de sen onu bul! Anadolu’nun incisi, kıymetli Üsküdar! Vasfını nereden alır, esbab-ı manidar? Esbap… Koynunda yatar nice halaskâr efkâr, Karacaahmet efkârı Türk gencine saklar! İşte, Rücû’nun aslı, sanmayın ki insanlar! Sarayburnu zıddında yatmakta bir insan var! Demeyiniz ki: “Bütün bunlar bir imkânsızdır.” İmkânsızlar karşısında olan bir Atsız’dır. “Ölüm vardır mazide,  mutluluklar pek yoktur.” Oysa bütün kutlular mazide de pek çoktur. 11.12.2022

Halk Hikâyelerinin Motif Yapılarına Göre Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu'nun İncelemesi

Türk Destan Dönemi’nden Türk Halk Hikâyesi Dönemi’ne geçişin en bilinen ve en önemli eseri Dede Korkut Hikâyeleri’dir. Bu hikâyelerin muhtevası Oğuz Türkleri’nin muayyen asırlardaki yaşantılarını destansı ögeler kullanarak anlatmasıdır. Söz gelimi halk hikâyelerini destanlardan ayıran pek çok unsur vardır. Dede Korkut ise hem halk hikâyelerinin özelliklerini hem de destan özelliklerini barındırır. Biz bu yazımızda halk hikâyelerinin motif yapılarına göre Dede Korkut Hikâyeleri’nden biri olan Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu’nu inceleyeceğiz ve halk hikâyeleriyle ortak motiflerini açıklamaya çalışacağız. Biz kaynakçada da belirttiğimiz üzere, bu motifleri, Ali Berat Alptekin’in Motif Index’ten aldığı motiflerle Türk Halk Hikâyelerinin kendine özgü motiflerini oluşturarak bir araya getirdiği ‘’Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı’’ adlı kitabından aldık. DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN BOYU’NUN HALK HİKÂYELERİNİN MOTİF YAPISI İLE İNCELENMESİ *Aşağıda ismini vereceğimiz motiflerin hepsi, aslında halk hi...